Burcu ANIK

Burcu

Doğma büyüme iflah olmaz bir Ankara’lı, hayalperest bir deniz aşığı olarak bu dünyada yerimi arıyorum..

Hem sayılarla hem kelimelerle aram fena olmadığı için mühendis çıktım ama benden çıkan mühendisle epeyce bir süre barışamadım. Kendi kendime bir şeyler yapmak bana yetmiyordu, bildiğimi, anladığımı aktarırken mutlu oluyordum ama çok teknik kaldığım çalışmalar beni sevdiğim mesleğimden uzaklaştırıyordu. Sadece eğitim verdiğim zamanlarda ise bu sefer teknik yanım mutsuz kalıyordu. Hem üretmeli, deneyimlemeli hem de aktarabilmeliydim.

Tüm hayatım boyunca bedenimi ve zihnimi ayrı platformlarda çalıştırdım; hem mühendislikle iç içe okudum, çalıştım ve hala çalışıyorum; hem de bir çok spor dalıyla uğraştım. Zihnim için uyguladığım süreçler bir şekilde düzene otursa da bedenimle çalışmalarımda bir türlü istediğim sürekliliği yakalayamadım; yüzdüm, buz pateni yaptım, bir çok türde dans ettim, pilates yaptım ve hepsinde bir hobi gibi değil bir sporcu gibi çalıştım. İçinde bulunduğum her branşta bir sonraki adımım hep başkalarına öğretmek oldu. Amatör bir ruhla başladığım küçük dans dersleri, pilatesle tanışmam ve sertifikalı bir pilates eğitmeni olmamla devam etti. Yine de aradığım ve belki de aradığımı bile farketmediğim bütünlüğü yakalayamıyordum.

2008 yılından beri bir yakınlaşıp, bir uzaklaştığım yogayı bedensel bir süreç olarak değil de bir yaşam biçimi olarak kabul etmeye başlamam biraz zaman aldı. Bir çok yoga dersine devam ettim, farklı yaklaşımları olan gruplara katıldım, farklı yoga türlerini deneyimledim. Bazıları bedene odaklanıyor bazıları ise tamamiyle felsefesiyle ilgileniyordu. İçimdeki mühendis, ilgilendiğim her konuda daha fazla detaya inme isteğiyle araştırma yapıyor ve okuyordu. Yoga bir egzersiz sistemi ya da bütünüyle sadece zihne ve ruha odaklanan bir olgudan çok daha fazlasıydı, bir yaşam biçimi olarak bütün olmalıydı. Zamanla, arayışım etrafımda bu yolda ilerleyen insanlar toplanmasına vesile oldu. Çok güzel insanlar tanıdım, bambaşka hayat görüşleri sunuldu zihnime, kadın çemberlerine katıldım, armağan ekonomisini deneyimledim, reikiyle tanıştım. Zihnim ve bedenim dönüşmeye başlamıştı.

Çok yakın dostlarım olan Zeynep ve Gökçe bambaşka hayat anlayışlarıyla dönüp, hadi yoga yapıyoruz dediklerinde, hem onlara olan güvenim ve inancım hem de artık başka bir şey aramam gerektiğini bağıran iç sesim sayesinde derslerinin demir başı oldum. Pek de üzerine düşünmediğim bu yol benim için fiziksel bir serüven olarak başladı önce… Sonra derslerde ufak ufak felsefesinden, arkasında barındırdığı anlamlardan bahsetmeye başladık. Günlük hayatımızda onlarda gerçekleşmiş dönüşümü görmek kolaydı ama anlamak için bana bu iki güzel insanın kalplerini, ruhlarını, benliklerini koyarak gerçekleştirdikleri dersler yol gösterdi. Sonra bir baktım ki arabamı satmışım ve 1 ay dolu dolu yogayla ve kendimle kalmaya gidiyorum.. Çok korktum giderken, korktuğum yalnız kalmak değildi ama öyle sanıyordum, oysa bir süredir yalnızdım, alışkındım.. Korktuğum dönüşmekti ve dönüşecektim hem de beklediğimden de çok.. Bedenim artık içinde huzursuz hissettiğim bir organizma değil zihnim ve ruhumla birlikte benim evim olmuştu. Hayatımdaki bir çok şeyin tanımı değişmiş, dönüşmüştü. İçimdeki mühendis ve eğitmen bir olmuştu, zihnim bedenimle barışmıştı. Kendimi bildim bileli sahip olduğum kronik hastalıklar bile uyumluydu benimle. Ben bütünlüğü ve uyumu yogada bulmuştum, şanslıydım çünkü aramak aklıma gelmişti.

Yoga Alliance onaylı RYT 200 yoga eğitmeni olarak döndüm ve artık paylaşırken dönüşmeye ve benim kendimde bulduğum gücü, ışığı başkalarının da kendilerinden gizledikleri hazinelerini bulmaya yardım etmeye, yol göstermeye, öğrenmeye duyduğum istekle YogaCandır’da sizlerle buluşmayı umut ediyorum. Gelin kendinizden sakladığınız hazinelerinizi arayalım, unuttuklarımızı hatırlayalım, yogayla can bulalım 🙂