Hakkımızda

Yoga Candır

Yıl 2010, Gökçe ve Zeynep telefonda heyecanlı bir şekilde konuşurlar. Gökçe, Hindistan’da yoga eğitmenliği veren ve bir-iki ay süren inziva programları olduğunu keşfetmiştir. İkili uzun süre hayaller kurarlar, hesaplar yaparlar. Sonunda evdeki hesap daha çarşıya bile çıkacak tabloyu oluşturmaz. Hayatı durdurup aylarca ortadan da kaybolmak mümkün olmaz. Uzun süre bu hayal tekrar tekrar kurulur, artık yalnızca bir hayal olarak kanıksanmıştır. 2014 yılında, hayat ya da daha karmaşık bir güç, Gökçe ve Zeynep’i uzak kıtalara sürükler. Artık önceden onlara yol gösteren bir çok mantık kuralı değişmiştir (ya da onları yarı yolda bırakmıştır da denilebilir). Hayata dair öğretilen fomüllerin düzgün çalışmadığını keşfetmiş olan çift. Yıllar önce kurdukları hayali neden gerçekleştirmediklerine artık mantıklı bir açıklama yapamaz hale gelmiştir. Bu durumda, mecburen, hayallerini gerçekleştirmek için harekete geçerler. Yaptıkları araştırmalar ve gördükleri muhteşem fotoğraflardan sonra rotalarını Ubud’a çevirirler. Ubud’dan bambaşka bir hayat görüşü, bambaşka bir beslenme felsefesi, bambaşka bir beden ve 500 saatlik yoga eğitmenliği sertifikasıyla ayrılırlar. Çiftimiz şu an hikayelerinin başladığı topraklarda, bu ekranın diğer tarafında heyecan içinde deneyimlerini aktarabilecekleri insanlara ulaşmanın yollarını arıyorlar.

Üstteki paragraftan bir sene sonra, zamanın anlatım duraklarına karıştığı bir anda, Burcu geldi. Aslında Burcu hep vardı ama kendimize saklamıştık. Burcu çiftimizden farklı olarak hayata tek başına tutunmuştu. Burcu güçlüydü, esnekti, dans etmiş, pilates yapmıştı. Gerçek hayatta bir kariyeri falan da vardı ama onlar şimdi burada önemli değildi. Bir sene boyunca Zeynep ve Gökçe’nin ballandıra ballandıra Ubud’da geçirdikleri dönüşümü anlatmalarını dinlemişti. Bir gün elini masaya vurmuş ‘ben de dönüşürüm o zaman’ deyip bir süre ortadan kaybolduktan sonra aynı eğitimi alıp o da hikayenin başladığı topraklara geri dönmüştü. Artık Burcu’yu daha fazla kendimize saklayamazdık, ders vermeliydi, paylaşmalıydı. Bölünmeden çoğalmıştık.

Son söz (ya da ilk): Bedenlerimize koltuklarda oturmayı öğrettik ve onlar da dik durmayı unuttular. Hayata karşı da desteksiz dik durmayı unutmamız tesadüf değil; hepimiz oturup bir şeyler olmasını bekliyoruz. Uzun zamanndır bekleyip durduğunuz ışık sizsiniz. Başka bir hayat mümkün. Yogayla can bulun.

Çünkü yoga candır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir