Neden Mutsuzum – Yoga Felsefesinde Arzu ve Mutluluk

Neden Mutsuzum Sorusuna İlk Cevap: Arzu

Bu yazıda neden mutsuzum diye soran birinin gözünden, arzunun, mutluluk arayışının ve yoga öğretisinin bu soruya nasıl cevap verdiğini konuşacağız. İlk önce bakışlarımızı hayatta huzuru bulma yolunda oldukça popüler olan Budizm’e çeviriyoruz.

“Arzunun bittiği yerde özgürlük başlar.”

— Buddha'ya ahdedilen en popüler düşüncelerden biridir yukarıdaki cümle. Arzu özgürlüğün önündeki en büyük engeldir. Özgürlük yoksa mutluluk da yoktur.

Gerçekten mi? Arzunun olmadığı bir yer var mı? Arzunun olmadığı yerde ben var olabilir miyim? Yukarıdaki söz çok şiirsel ve derinlikli. Bu nedenle de Budizm’le ilgili bir çok paylaşımda, bu ve benzeri sözler karşımıza çıkar. Yine de içimden bir şey bu düşünceyi sorgulamadan edemiyor. Derdim Budist düşünce ile değil. Sadece Budizm’de değil, bir çok ruhani öğretide bize arzulardan uzak durmamız öğütlenir. Benzer şeyleri yoga yazıtlarında da okuruz:

“Nasıl ki okyanus kendine bağlanan nehirlere rağmen dinginliğini korursa
Bir bilge de tüm arzularına rağmen sarsılmamayı başarır.”

— Bhagavad Gita

O zaman bir şeyler istemek, arzulamak kötü mü? İstediğim şeylerden koşarak kaçmam mı gerekiyor? Ve niye herkes arzulara bu kadar taktı? Biraz spoiler vermek istiyorum: Tabii ki bu yazının devamında kadim yazıtların ne kadar saçma şeyler söylediğini okumayacaksınız. Tabii ki bu sözlerin altındaki derin anlamları keşfedeceğiz. Ama bu öğretilerin derinliğini tanımayan birinin ilk aklına gelecek sorgulamalarla başlamak istedim.

Neden mutsuz hissediyorum sorgulaması içinde bir kadın

Arzunun İyisi ve Kötüsü Var Mıdır? Neden Mutsuzum ve Bir Çikolata Yesem Geçmez Mi?

Tamam peki dürüst olalım. Arzularımın beni zaman zaman benim için iyi olmayan seçimlere yönelttiğini kabul etmeliyim. Mesela aç değilken çikolata yemek gibi. Başka işlerim varken uzun uzun ve boş boş telefona bakmak gibi. Erken kalkacağımı bile bile gece çok da keyifli olmayan şeyler yaparak geç saate kadar ayakta kalmak gibi. Bunlar günlük seçimler. Küçük ama tüm hayatımı etkileyen seçimlerim. Daha büyükleri de var. Konfor alanımdan çıkmak istemediğim için kaçırdığım daha doğrusu bile bile uğrunda savaşmadığım fırsatlar. Şimdi bir durup düşündüm de paragrafın başında kendimi çok dürüst ifade etmediğime karar verdim. Bu paragrafa arzularımın beni “zaman zaman” yanlış şeylere yönelttiğini yazarak başlamışım. Zaman zaman biraz az olmuş, sanki seyrek arada bir olan bir şeymiş gibi. Oturup düşününce anlamlı hedeflerimden çok sık saptığımı fark ediyorum. (Bu da hep hayatımın sonsuz olmadığını unutup durduğumdan ama bu konu derin ve uzun. Başka zaman konuşuruz.)

Ben arzularımın peşinden giderken hayatımda küçüklü büyüklü o kadar çok yanlış seçim yaptım ki, hesabını vermem mümkün değil. Peki hepsi hata mıydı? Yani yediğim tüm çikolatalar mesela, hepsi kötü mü oldu? Siz çikolata yemek yerine aklınıza gelen başka şeyleri koyabilirsiniz. Kağıt üzerinde bir fayda sağlamayan duyusal hazlardan bahsediyorum. Yediğim tüm çikolatalar kötü olmuş olamaz diye düşünmek istiyorum. Bu düşüncemin temelinde şöyle bir gözlemim var: Bazen bir çikolata yiyorum ve bu beni mutlu ediyor. yediğim sırada büyük keyif alıyorum. Sonrasında da tatmin duygusu ile mutlu mutlu başka şeyler yapmaya yöneliyorum. Ama her zaman böyle hissetmiyorum. Bazen bir çikolata yiyorum ve bir yandan çok şeker yediğim için kendimi kötü hissediyorum hem de bir yandan bir tane daha yemek istiyorum. Özellikle bir şeyler izlerken falan yediysem, çikolata yerken tadından keyif almayı unuttuysam işte o zaman kesin bir tane daha yemek istiyorum. Bu iki arzu ve sonrasında gelen hisler arasında bir fark olmalı mesela. İkisi de aynı oranda kötü olamaz.

Neden Arzularımdan Vazgeçecekmişim? Çikolatasız Hayat Mı Olur?

Peki bu noktada ruhani öğretilere bir sorum olacak: Ben ne için çikolatadan/arzudan vazgeçmeliyim. Bir şey istemek iyi değil, istemesen bak ne güzel olacak mantığı bana yeterince çekici gelmiyor. Karşılığında ne alacağım? Herhangi bir şeyden vazgeçmeden önce bu sorumun cevabını talep ediyorum.

Mesela, aşkın bir varlığa, tanrıya, yaratıcıya inanarak bunu yapmak mümkün. Aşkla yaradana bağlanırsın, tüm arzularını ona yöneltirsin çünkü hedefin ona ulaşmaktır. İnsan olarak zaten belli sınırları olan varlıklarız. Tüm gücünle en değerli olana uzan ki, tüm gücünle ona yaklaş. Tüm diğer arzularını bırak ve kutsal olana ada kendini. En büyük tatmini, en büyük mutluluğu burada bulacaksın. Yani çikolatadan vazgeç ki sonsuz ve sınırsız tatmini deneyimle. Böyle bakınca bu uğruna çikolatan vazgeçmeye değecek bir şey gibi görünüyor. Vaadedilene inandığın sürece bu çok geeçerli bir açıklama.

Yani aslında hedefin hiç bir şey arzulamamak değil. Hedefin diğer tüm arzularını boğup yok edecek yoğunlukta tek bir şeyi arzulamaktır. Bu yolda küçük hazlardan uzaklaşırsın ki, onlara harcadığın enerjiyi asıl hedefin için kullanabil. Tasavvuf mesela, bir inanç sisteminin içinde olduğu için işi yogadan biraz daha kolay. Peki ruhani olan ama bir inanç sistemine bağlı olmayan öğretiler ne olacak? Benim için yaradana ulaşmak tam elle tutabileceğim bir hedef değilse; Geöremediğim, anlayamadığım, hissedemediğim ve çok çok uzakta duran bir şeyse o zaman ne yapmalıyım? Tam da yürekten hissedemediğim bu arayışın peşinde günlerimi çikolatasız mı geçirmem gerekiyor? Bu sorunun cevabını tartışacağız.

Yoga felsefesi mutluluğunu simgeleyen gülen balon görseli, neden mutsuzum sorgusundan özgürlüğe geçişi temsil ediyor. Yazıda niyet bölümü için motive edici amaçlı kullanılıyor.

Mutlu Olmak İçin Seçilen Hedefler

Öncesinde işleri biraz daha karıştırmak istiyorum. Sanki çocukken daha sık arzularıma bağlı seçimler yapıyordum. Mesela ertesi gün sınavım var ama televizyonda çok güzel bir film var. Ben film izlemeyi seçiyordum. Okumam gereken ders kitabım var ama bir heyecanla okumak istediğim romanlarım var, ben roman okumayı seçiyordum. Kötü mü oldu? Yanlış mı yapmışım? O gün sınava çalışsam şu an çok daha dolu dolu bir hayatım mı olacaktı? Açıkçası sanmıyorum. Ben iki üniversite bitirdim. İlk önce mühendislik okudum. 4 yıl boyunca ders çalışmayı asla istemedim. Sonra tiyatro okudum. 4 yıl boyunca ders çalışmaktan inanılmaz keyif aldım. Ne mühendislik yapıyorum, ne de tiyatro. Çalıştığım sınavlar bana yol su elektrik olarak dönmedi yani. Ama sevdiğim bir konuda bir şeyler öğrenmek beni hayata daha önce hiç bilmediğim bir şekilde bağladı. İstemediğim şeyler yaparken hep kendi zayıf yanlarımla karşılaştım, onlarla savaştım. İstediklerimi yaparken de hayatımda ilk defa kendi güçlü yanlarımla karşılaştım. Tiyatro okumak benim için çikolatadır.

Yani demek istediğim şu. Aklımla bir takım hesaplar yapıyorum. Hatta yetmiyor tüm toplum bana akıl veriyor: “Git mühendislik oku” diyorlar. Bir de kalbim var. İstemiyor mühendislik falan. Tiyatroyu arzuluyor benim kalbim. Şimdi bugün tiyatro bölümüne beni baştan yazdırın, gider yine mutlu mutlu baştan okurum. Sonunda da ne bir meslek, ne de amatör bir tiyatro yapma ihtimali vermeyin elime. Yine de kayıp görmem oradaki deneyimimi. Yani şunu demek istiyorum: Arzularımın beni özel bir yönlendirme şekli var. Hayatı ve kendimi bana açma güçleri var. Belli arzularımı takip ederek ben ben oluyorum. Bu vazgeçmem gereken bir şey mi? Kötü mü? Arzularımın hayatımı anlamlandırmama yardım ettiği sürece kim ne derse desin onların kötü olduğuna inanamam.

Evet arzularım bana yanlış seçimler yaptırdı. Ama doğru seçimlerimi de arzularım yaptırdı bana. Mesela bence benim bu yazıyı yazmam doğru bir seçim. Yoganın bakış açısından hayata bakmayı sonra da buradan gördüklerimi paylaşmayı arzuluyorum. Siz okuyun, sonra tartışalım istiyorum. Yoga yapmayı seviyorum arzuluyorum. Yogaya ilk başladığımda yoga benim için sadece fiziksel bir aktivite idi. Yoga yapmayı sevdim, yoga yapıp kendimi iyi hissetmeyi arzuladım. Daha fazlasını öğrenmeyi arzuladım. kendimi geliştirmeyi arzuladım. Bu arzularım beni, bugün doğru olduğuna, değerli ve anlamlı olduğuna inandığım seçimlere götürdü.

Size bir sır vereceğim. Yoga ve diğer öğretiler her ne kadar arzulardan vazgeçmemizi öğütleseler de aslında arzusuz yaşamamızı istemezler. Odaksız arzularımızın peşinde oradan oraya sürüklenmemizin bize sonuçta acı vereceğini söylerler. Haklılardır. İnsan hayatında neyi niye seçtiğini düşünmeden, zevkli olana, öğretilmiş olana, konforlu olana, toplum için uygun olana göre yaşayıp durursa sonunda acı çekecektir.

Mutlu Olma Arzusu

En masum, en doğal arzulardan biri üzerine konuşalım:

“Hayattan en büyük beklentim mutlu olmak.”

Mesela mutlu olmayı istemenin nesi yanlış olabilir değil mi? Öyle değil işte. Bu masum görünen arzu tam da kadim öğretilerin bize söylediği gibi bizi acılara sürükleyecektir. Kısa vadeli ve altı boş hazların peşinden koşturacak, tatminsizlik hissi asla kaybolmayacak, özgürlüğümüzü ve hayatımız üzerinde kontrolümüzü kaybedecek, ve acı çekeceğiz. Hayattan mutlu olmayı beklemenin hüsranla sonuçlanmayacağı tek bir senaryo var: Şu an dersin ki “Ben mutlu olmak istiyorum.” ve bunu istediğin için şu an ve bundan sonraki bütün anlarda mutlu olursun. Çünkü artık bunu istediğine ve istediğin için de bunu yapmaya karar vermişsindir.

Neden Mutsuzum Sorusuna Yoganın Cevabı

Mutlu olmak için hayatın sana mutluluk getirmesini beklediğin sürece illa ki hayal kırıklığına uğrayacaksın. Evet seni mutlu edecek şeyler de olacak tabii ama aksi de olacak. Ve işin sonunda sen bu konuda ne kadar pasif bir şekilde konumlanırsan, seni tatmin edecek deneyimler yaşama ihtimalin o kadar azalacak. Çocukken okuduğumuz masallar ne güzeldi. Güzel insanların güzel, saf ve iyi niyetli kalması yeterliydi. Sonunda sonsuza dek mutlu yaşamanın anahtarı onları illa ki buluyordu. Ben de uzun yıllar mutluluğun beni keşfetmesini bekledim. Bulmadı. Yıllarca dedim ki bugün artık kesin güzel bir şey olacak. Olmadı. (Yani aslında bir sürü şey oldu ve olabilirdi ama ben görmesini bilmiyordum. Neyse şimdi bozmayayım yıllarca kendime söylediğim yalanı….)

Neden mutsuzum sorgusunu temsil eden yorgun kadın portresi. Yoga felsefesi mutluluğuna geçişte mutsuzluk aşamasını görselleştiriyor, yazıda giriş ve arzu bölümleri için duygusal bağ kurmak amacıyla kullanılıyor.

Neden Mutsuzum Sorgulaması & Mutlu Olma Gücü

Mutlu olmak istediğin için mutlu olmaya karar verdiğin ve mutlu olduğun senaryo üzerinde konuşalım biraz. Ne kadar büyük bir güç gerektiriyor değil mi bu? Düşünsene ne durumda olursan ol, sırf sen bunu seçtiğin için mutlu olabiliyorsun. İnanılmaz bir güç, inanılmaz bir özgürlük, adeta bir çeşit aşkınlık. Hiç bir şeyin yoksunluğunu hissetmediğin yani isteyip de alamadığın hiç bir şeyin olmadığı bir varoluş hali. Korku yok, kaygı yok, öfke yok. Yani istemezsen yok. Kim ne yaparsa yapsın, hayatta ne olursa olsun senden alınamayacak bir memnun kalma hali. Bu halde çikolata da yiyebilirsin ve bundan haz alabilirsin. Ama yemezsen de bu seni ana dair tatmininden hazzından bir şey eksiltmez. İşte bu tam da kadim öğretilerin arzularınızdan arının ve özgür olun diye diye anlatıp durdukları şey aslında. Bir çeşit çikolata yemek istemekten çikolata olmaya geçiş hali aslında.

Peki mümkün mü bu? Gurular mümkün olduğunu söylüyor. Hatta yoganın amacı bu. Yoganın en önemli metinlerinin başında gelen Yoga Sutra’da Patanjali şöyle der:

Asanada ustalık, yaşamın ikiliklerine karşı sarsılmaz bir özgürlük getirir:
sıcak ve soğuk, haz ve acı, iyi ve kötü. (Yoga Sutra, 2.48). (1)

Yani usta bir yogin için sıcak ya da soğuk fark etmediği gibi acı ve haz arasında hatta iyi ve kötü arasında da bir fark yoktur diyor. Usta yogin tüm deneyimleri, hayatın tüm anlarını ve tüm imkanlarını aynı hevesle karşılar diyor. Burada Asanada ustalık deniliyor diye lütfen aklınıza el duruşu falan gelmesin. Öyle bir şeyden bahsetmiyoruz. Konuya karşı merakınız varsa yoga ve asana üzerine yazdığım bu blog yazıma bir göz atabilirsiniz: Yoga Asana Değildir.

Bedenimizi esnetip, kaslarımızı güçlendirerek bu mertebeye ulaşamayacağımız hepimiz için açık ve net diye düşünüyorum. Keşke öyle olsaydı, erken yaşta jimlastiğe baleye falan gittin mi ohhh hayat sana güzel olurdu misss. Ama maalesef öyle değil. Annem beni baleye yazdırmış ben küçükken. Hiç de öyle mutluluğun anahtarını falan bulduğumu anımsamıyorum. Peki ne yapacağız? Yoga bu yolda bize saysız teknik sunar. Doğru teknikle düzenli pratik şart. Ama bu pratiklerin sonuç verebilmesi için çok anahtar bir unsur daha var: Niyet.

Yoga felsefesi mutluluğunu somutlaştıran ahşap HAPPY blokları görseli. Neden mutsuzum sorusundan niyetle mutluluğa geçişi temsil ediyor, yazıda sonuç ve niyet bölümleri için motive edici amaçlı kullanılıyor.

Neyi, neden yaptığımızı bilmek zorundayız. Çünkü insan, ancak davranışlarının ardındaki nedeni fark ettiğinde kendi hayatının öznesi olabilir. Aksi halde, tesadüfen bizi tatmin edecek bir hayatın içine düşmeyi bekleyerek yaşarız; yönü, anlamı ve amacı başkaları tarafından belirlenmiş bir akışa kapılırız. Oysa hayatımızı anlamlı bir hale getirme sorumluluğu bize aittir. Biz bu anlamı inşa etmezsek, bunu bizim yerimize yapacak başka kimse yoktur.

Yoga açısından bakıldığında, hayat amacı bu nedenle son derece temel bir kavramdır. Yoga, insanın neye hizmet ettiğini, hangi yönde ilerlediğini ve bu yolda neden adım attığını sürekli olarak hatırlamasını ister. Yogin, hayat amacını bir anda “bulunacak” bir cevap olarak değil, zaman içinde fark edilen ve derinleşen bir yön duygusu olarak ele alır. Bu farkındalıkla, kendi hayat amacını görür ve ona doğru ilerleyebilmek için atabileceği adımlara bilinçli bir şekilde niyet eder.

Üstelik yoga öğretisine göre, bu amaca hemen ulaşmak ya da onu net bir tanım haline getirmek zorunda da değiliz. Hayat amacını aramak, kendine sorular sormak ve bu arayışta kalabilmek de başlı başına geçerli ve değerli bir hayat amacıdır. Çünkü bazen asıl dönüşüm, varılacak noktada değil, o noktayı ararken kurduğumuz farkındalıkta ortaya çıkar.

Yogada Felsefesinde Niyetin Önemi

Yoga eğitmenlik eğitimimize katılmak isteyenlere ilk önce neden yoga yaptıklarını soruyorum. Neden yoga yaptığın nasıl yoga yaptığını tanımlar. Tanımlamalıdır. Modern yoga o kadar dallı budaklı ki. Her türlü yoga var artık. Her hedef için yoga var. Bira yogası bile var. Asla anlamadığım bir şey neden bir insan bira gibi gazlı bir şeyler içip sonra aşağı bakan köpek yapmayı ister ki, neyse. Dediğim gibi niyet önemli, benim o niyeti anlamam değil. Niyetin neyse, pratiğin de ona göre şekillenir.

Şimdi acı bir gerçeği açıklayacağım: Günümüzde bir çok kişi kaçmak için yoga yapıyor. Adına bazen huzur, bazen zihni sakinleştirmek diyorlar. Ama temel hedef kaçmak. Sadece yoga da değil bir çok spirituel gelenekte çok karşımıza çıkan bir sorun bu. Hayattan, dünyadan kaçmak için kutsal ve erdemli görünen bir yere gitmek. Siz yaptığı yoga ile diğer insanları ezen, sorunlarıyla yüzleşmek yerine onların önemli olmadığını söyleyen tütsülü yoginler gördünüz mü? Yoga ortamlarına gidiyorsanız görmüşsünüzdür. Bir yola neden çıktığını bilmezsen nereye gideceğini de bilemezsin. Belki kaybolursun ama onu da anlayamazsın.

Neden mutsuzum sorusuna cevap vermek için yogayı kullanabilirsin. Yoga çok güçlü bir araçtır. Ama öylece mata çıkman yetmez. Yoga felsefesi bize niyetin doğru pratiğin olmazsa olmazlarında biri olduğunu söyler. Neden o mata çıktığını bilmelisin. Neden yarın da yoga yamaya devam etmek istediğini bilmelisin. Ancak o zaman sürdürülebilir ve işe yarar bir pratiğin olur.

Yogada Niyet Belirlemek İçin Basit Yöntemler

Neden mutsuzum ya da neden tatminsizim neden özgür değilim gibi sorularınızı varsa bu temaları pratiğinize yansıtabilirsiniz. Pratiğinize sorun “neden mutsuzum”… hayır hayır böyle bir şey yok. Pratiğiniz sizin sorularınızı böyle cevaplamaz. Yani en azından çoğu zaman bu şekilde cevap alamazsınız. Yoga felsefesi bize yoganın faydalarını matın üzerinde değil matın dışındayken tartabileceğimizi söyler. Yani doğru pratik hayata yansır matta kalmaz. Yoga günlük hayatta sorun çözmeye alışmış olan aklı kullanarak çalışmaz. Hatta bu aklı devre dışı bırakmayı hedefler. Böylece bu aklın peşinde sürüklenip onun bakış açısına takılıp kalmaktan kurtuluruz.

Pratiğinize neden mutsuzum diye sormaktansa, pratiğinize çıkarken mutluluğunuzun önündeki engelleri fark etmeyi ve aşmayı niyet edin. Bu tek bir pratikle olacak bir şey değil tabii ki. Genel olarak neden yoga yapıyorum sorusuna bu şekilde bir cevabınız olabilir. Bunun üzerine de her pratiğin başında bu hedefinizle uyumlu mini hedefler belirleyebilirsiniz. Mesela bir kaç örnek veriyorum:

  • “Bu seans boyunca, ‘yeterince iyi değilim’ hikâyesi yerine, ‘olduğum hâlimle yeterliyim’ cümlesini beslemeyi niyet ediyorum.”
  • “Bugünkü pratiğimde, kendime karşı olan sert iç sesi fark etmeyi ve yumuşatmayı niyet ediyorum.”
  • “Bugün bedensel sınırlarımı zorlamadan, onlara saygı göstererek hareket etmeyi niyet ediyorum.”
  • “Bu pratikte, başkalarıyla kıyaslanma alışkanlığımı fark etmeyi ve bırakmayı niyet ediyorum.”
  • “Bugünkü niyetim, her pozda nefesime geri dönerek zihinsel dağınıklığımı azaltmak.”
Yoga felsefesi mutluluğunu simgeleyen sarı gülen yüzlü balon görseli. Neden mutsuzum hissinin hafifleyerek özgürlüğe dönüştüğünü temsil ediyor, yazıda niyet ve sonuç bölümleri için motive edici amaçlı kullanılıyor.

Bu örneklere takılıp kalmak zorunda değilsiniz. Kalmayın da zaten. Neden yoga yaptığınızı net bir şekilde bilin: bu neden mutsuz olduğunuzu bulmak olabilir ya da mutlu olmak için yapmanız gerekenleri yapacak gücü toplamak olabilir, ya da kendinizi bulmak, hayatınızı anlamlandırmak, iç sesinizi keşfetmek vb. olabilir. Sonra da bu bilgi ile her gün mata çıkıjn ve o sırada bu hedef için neye ihtiyaç duyduğunuzu düşünün. Bazı günler mata çıkma amacınız sadece kendinize mata çıkacak kadar güçlü ya da öz şefkatli olduğunuzu göstermek olabilir. Bu da yeterlidir. Adımlarınız büyük olmak zorunda değil ama doğru yöne olsun.

Zamanla bu mini hedefler, “neden mutsuzum?” sorusunu her gün yeniden dramatik biçimde sormak yerine, “mutluluğumun önünde hangi küçük taşı bugün kenara koyabilirim?” sorusuna dönüştürür. Böylece yoga, soyut bir arayış olmaktan çıkıp, her pratikte somut bir dönüşüm alanına dönüşür. Bu farkındalık hali size doğpru pratikleri seçtirecektir. Eğer bu konuda daha fazla yardıma ihtiyacınız varsa Yoga Candır’ın birebir rehberlik süreçleri de var. Bu sayfada Yoga Sadhana – Kişiye Özel Online Yoga Dersleri bölümünü inceleyip bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Niyetinizi belirlediğinizde gözlerinizi kapatıp içinizden kendinize 3 kere tekrarlayın. Ve pratiğinize başlayın.
Niyet kısmını küçük bir ritüele de çevirebilirsiniz. Bir mum yakabilirsiniz, bir mantra söyleyebilirsiniz, kendi ritüel hareketleriniz oluşturabilirsiniz, bir kağıda/ deftere yazabilirsiniz, vb.

Biliyorum kocaman kocaman şeylerden bahsettim. Neden mutsuzum sorusuna cevap bulmak gibi hatta bu soruyu bir daha asla sormak zorunda kalmamak gibi. Bunun yanında da size verdiğim anahtar çok basit gibi görünüyor: Hedefini bil, niyetini belirle. Böyle çetrefilli bir sorunun üzerine giderken takip edilmek için çok basit gibi görünüyor olabilir söylediklerim. Zor olması gerektiğine neden ve nasıl inandırıldık bilmiyorum. (Bir takım tahminlerim var.) Ama zor olması gerekmiyor. Büyük adımlar atmanız gerekmiyor. Hayat senin, cevaplar da, olasılıklar da senin. Hedefini bilirsen sana sunulan araçların hangilerinin de gerçekten işe yaradığını ayırdetmek sandığın kadar zor değil. Sonra da adım adım ilerleyeceksin zaten.

Zeynep

Yogaya Dair Diğer Yazılarımız

yoga felsefesi mutluluk arzu çikolata frambuaz | neden mutsuzum

Neden Mutsuzum – Yoga Felsefesinde Arzu ve Mutluluk

Neden mutsuzum diye soruyorsan, yoga felsefesine göre mutluluk, arzu ve özgürlük arasındaki ilişkiyi keşfet. Kadim öğretilerle modern mutsuzluğu birlikte okuyalım.
Ahimsa temsili olarak bir kedi ve bir köpeğin arkadaşlığını gösteren bir fotoğraf.

Ahimsa Nedir? 🌱 Şefkat & Güç

Ahimsa kelimesini şiddetsizlik ya da şefkatlilik olarak çevirebiliriz. Konu aslında oldukça derin ama oralara dalmadan önce Ahimsa’nın modern yoginler için neden bu kadar önemli olduğunu anlatmak istiyorum. Ahimsa Neden Herkesin Dilinde? 📖 Yoga geleneğinin en derinlikli ve en popüler yazıtlarının başında Patanjali’nin Yoga Sutrası gelir. Yoga Sutra bir pratik rehberidir. Patanjali her seviyedeki yogin için … Devamını oku

Yoga Neden Yavaş Yapılır

Giderek hızlanan hayatın içinde, yoganın (özellikle geleneğe bağlı pratiklerin) en dikkat çekici özelliklerinden biri yavaşlığıdır. Yoga neden yavaş yapılır nedir bunun kerameti diye merak ediyorsanız doğru yerdesiniz. Hızlıca “yogayı biraz daha hızlı yapsak olmuyor mu?” sorusunun cevabını almak isteyenleri de hiç bekletmeyeceğim. Hayır olmaz. Ayrıca ne bu sabırsızlık? Hızın Verdiği Güvenlik Hissi – Rahatlama Becerisinin … Devamını oku
Bir yoga matının yakından resmi, üzerinde yoga yapan birinin elleri ve ayakları görünüyor

Yoga Matı Meselesi – Hangi Yoga Matı?

İlk aldığım yoga matımı hatırlıyorum. Dükkandaki en ucuz matı almıştım. Elimin altında parçalanmaya başlayana kadar iyi iş görmüştü. Ama o sırada yıl 2007 idi. Tabii o zaman yoga bu kadar popüler değildi. O yüzden de her matın üzerine yoga matı yazıp geçmiyorlardı. Şimdi maalesef insanların yoga matı olarak kullanılmaya uygun olmayan matları alıp geldiklerini görüyorum. … Devamını oku

Yoga felsefesi ve tekniklerine dair diğer yazılarımızı görmek için buraya tıklayın.