Yin Yoga Nedir

Yin yoga bugün en popüler yoga stillerinden biri. Çoğu kişi onu “bağ dokularını çalıştıran yavaş yoga” olarak biliyor. Ama beni uzun zamandır düşündüren başka bir soru var: Yin yoga neden gerçekten bu kadar yavaş? Bu sadece bağ dokularına ulaşmak için kullanılan bir teknik mi, yoksa yoganın meditasyon anlayışıyla ilgili daha derin bir iddiası mı var? Bu yazıda önce yin yoganın ne olduğunu anlatacağım, sonra da bu soruyu birlikte tartışacağız.

Yin Yoga Nedir

Yin yoga bağ dokulara odaklanan, dingin ve oldukça yavaş bir yoga tarzıdır. Bu kısa tanımda yazdığım her kelimeyi aşağıda, teker teker açıklayacağım.

Yoganın binlerce yıllık tarihine kıyasla yin yoga oldukça genç bir yoga stilidir. 1970‘lerde Pauline Zink1 tarafından yapılandırılmaya başlamıştır. Tazın öncüleri Paul Grilley2, Sarah Powers3 ve Bernie Clark4 tarafından yin yoga günümüzdeki şeklini almış ve en popüler yoga stilleri arasına girmeyi başarmıştır. Yin yoga hatha yoga, geleneksel Çin tıbbı, taoist yoga gibi kadim geleneklerden sentezlenmiştir.

Yin & Yang

Yin ve yang Taoist terimler. Popüler kültürde bu terimler eril ve dişil şeklinde çevriliyor. Böyle çevirilince de birçoğumuzun kafasında toplumun kadına ve erkeğe yakıştırdığı sıfatlarla birleştiriliyor. Yanıltıcı bir yaklaşım.

Taoist felsefeye göre yin kavramı ile birleştirebileceğimiz sıfatlar şunlar: hareketsiz, sabit, örten/saklayan, karanlık, soğuk, donuk, dingin, dünyevi, yeredoğru, köklü.

Taoist felsefeye göre yang ile birleşen sıfatlar ise şunlardır: değişken, hareketli, açığa çıkaran, aydınlık, sıcak, yukarı yönlü, coşkulu.

Yin yoganın kurucuları günümüzün popüler vinyasa yoga gibi stillerini yang yoga olarak kategorize ediyorlar. Vinyasa, Hatha, Ashtanga gibi yoga tarzları yang çünkü ısı üretiyorlar ve hareketliler. Kaslar bu felsefeye göre yang dokulardır. Yin yoga ise bedenin asla terlemediği ve kasların yumuşak bırakılıp etkinin bağ dokulara nüfuz etmesinin hedeflendiği bir pratik. Isı üretmeyen, bilinçli kontrolümüzün daha dolaylı erişebildiği yin özellikleri taşıyan bağ dokular hedef alınıyor.

Yin Yoga & Bağ Dokular

Yin yogayı alıştığımız vinyasa ya da hatha yoga gibi türlerden ayıran temel özelliği bağ dokulara odaklanmasıdır. (Nedir bağ doku: tendonlar, kemikler, ligamentler, eklemler, fasya. )

Yin yogayı tanımlarken ilk olarak bağ dokudan bahsediyoruz çünkü kurucusu Pauline Zink’in de temel motivasyonu buradadır. Zink bir dövüş sporları şampiyonu. Maymun Kung Fu adı verilen bir tarzda uzmanlaşmış. (Maymun Kung Fu, maymunsu hareketlersen ilham alan bir Çin dövüş sanatıymış. Wikipedia5 öyle diyor, ben de ilk kez duydum.) Zink Toaist yoga egzersizlerini dövüş antrenmanlarına entegre ederek başlamış işe. Çünkü sporcuların güçlü kasları ama katı bedenleri varmış.

Şimdi tabi siz diyorsunuz ki Taoist Yoga da ne? Bir şeyi açıklığa kavuşturalım derken başka bir karmaşa ortaya çıktı. Hemen kısaca açıklayayım. Malum yoga bir Hint geleneği, Taoizm de bir Çin felsefesi ve inancı. Taoist yoga da bu iki yaklaşımın bir sentezi. Taoist yoga, bedenin esnekliğini, nefesi ve iç dengeyi geliştirmeyi amaçlayan; yavaş hareketler, duruşlar ve nefes çalışmaları içeren bir pratik.

Yin Yoga Neden yavaş Yapılır?

Paul Grilley yin yoga pratiğinin prensiplerini anlattığı kitabında6 yin yoganın temel gücü zamandır, çaba değildir der. Yin yoga yavaş yapılır. Şimdi yavaş dedim diye sanmayın ki yavaş hareket edeceksiniz ve belki pozlarda 4-6 nefes duracaksınız. Yin yoga pratiklerinde her pozda 3 -5 dakika duruluyor. Ama korkmayın pozların hepsi kaslarınızı pasif bıraktığınız pozlar oluyor. Yani öyle 5 dakika boyunca bacaklarınız titreyerek sandalye gibi asanlarda durup kalmıyorsunuz.

Yin yoga pozları bedeninizi esnetecek pozlar. Yin yoga yaparken önce hareket aralığınızın sonuna kadar geliyorsunuz. Sonra geldiğiniz noktada rahatça kalabilmeniz için kendiniz yatıklar, bloklar, kemerlerle destekliyorsunuz. Sonra da öylece kalıyorsunuz.

Bir pozda bu kadar uzun süre kalmanın iki temel etkisi olduğunu söylüyor Paul Grilley.

  1. Birincisi zihni meditasyona hazırlıyor olması.
    • Meditasyon için zihnin dingin olması gerektiği de inkar edilemez. Ama meditasyon için gerekli dinginliğin bu şekilde sağlanıp sağlanamadığı kısmının tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum. (O yüzden de yeni bir bölüme geçiyorum ve bu konuyu yazının son bölümünde tartışmaya açıyorum.)
  2. İkincisi ile kasların zamanla rahatlaması yapılan esneme duruşunun bağ dokulara etki etmeye başlaması.
    • Asanlarda uzun süre durmanın dokulara etkisini inkar etmek pek mümkün değil. Hareket demek kas aktivasyonu demek. Eğer kaslar aktive olmasın istiyorsam, hareket etmemem gerekiyor.

Bağ dokulara etkilerini ve bu etkinin nasıl ortaya çıktığını Bernir Clark ‘Yin Sights’ 7kitabımda çok güzel açıklıyor. Maalesef bu kitabın Türkçe çevirisini göremedim. İngilizcesine ulaşabiliyorsanız okumaya değer bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Clark’a göre yin yoganın bağ dokulara faydaları şunlar:

  • istemsiz kasılı kalan kasları rahatlatması
  • dejenerasyonu engellemsi
  • eklem donukluklarını azaltması
  • dokulara hidrasyon sağlaması

Yin Yogaya Başlamak İsteyenler

Yin yogaya başlamak isteyenler aklında olan birkaç soruya burada net cevaplar vermek istiyorum.

Yin yoga yeni başlayanlar için uygun mu?

Kısa cevap evet. Yin yoga herkes için uygun.

Tüm yoga türlerinde olduğu gibi yin yoga yaparken de yoginlerin kendi bedenlerini dinlemeleri ve ona şefkatli davranmaları önemli. Yin yoga durağan olduğu için yoginlerin kendi beden sınırlarına göre asanlara yerleşmesi de çok kolay oluyor.

Daha önce yoga yapmamış ve işe yin yoga ile başlamak isteyenler için küçük bir notum var. Uzun süreler yin yoga yapabilirsiniz. Sonunda da başka yoga stillerini denemek isteyebilirsiniz. Diğer stilleri denemeye başladığınızda çok farklı yoga deneyimleri yaşayabilirsiniz buna hazırlıklı olun. Çünkü yin yoga çok kendine has bir stil.

İlk yin yoga dersinde ne olur?

İlk kez bir yin yoga dersine gidiyorsanız, ilk deneyiminiz bir stretching seansı gibi gelebilir size. Her eğitmenin tarzı farklı oluyor ama yüksek ihtimalle dersin çok büyük bir kısmında yerde oturacağınız ya da yatacağız esneme pozları yapacaksınız. Bazen dersin başında kısacık dinamik hareketler yapabilirsiniz. Bazen ayakta yapılan bir kaç asana tercih edilebilir.

Ders boyunca yapacağınız asanalar bloklarla, kemerlerle, yastıklarla desteklenecek. Hedef bedeninizin esnekliğini zorlayan asanları yaparken bile kaslarınızı yumuşatabilmeniz. Eğer deneyimlli bir yogin değilseniz, daha fazla esnemek için çabalama eğiliminde olabilirsiniz. Ama en doğru yin yoga yaklaşımı bu değil.

Diyelim ki bir öne katlanma pozu yapıyorsunuz. Hedefiniz ellerinizle gövdenizi çeke çeke bacaklarınıza daha da yaklaştırmak olmamalı. Asanaya başlamak için güç kullanmadan durabileceğiniz bir nokta seçin. Kendinizi yardımcı malzemlerle burada durabilmek için olabildiğince destekleyin. Sonra da orada rahatlamaya odaklanın. Siz rahatladıkça gövdeniz yavaş yavaş bacaklarınıza daha da yaklaşıyor olabilir. Ya da olmayabilir. Biri diğerinden daha iyi değil. Siz ne kadar rahatlamayı başarırsanız o kadar iyi sadece.

Yin yoga yaparken acı normal mi?

Yin bedeni esnetiyor. Esnettiğiniz kas boyunca, hafif bir acı daha doğrusu bir rahatsızlık hissetmeniz normal. Ama noktasal, batan acılar asla hissetmemelisiniz. Eğer hissederseniz, asanadan çıkın. Eğer bir eğitmenle pratik yapıyorsanız onu çağırıp durumu anlatabilirsiniz. Size alternatifler verecektir.

Eğer canınız yanıyorsa ve bunun esneme acısı mı yoksa size zarar veren bir acı mı olduğuna karar veremiyorsanız, asanadan çıkın. Ne gerek var sakatlanma riskini almaya. Yoga sizin kendiniz için yaptığınız bir pratik. Kim ne derse desin kendinizi güvende hissetmediğiniz hiç bir şey yapmak zorunda değilsiniz. İnsanları gitmek istemediği yerlere inatla götüren yoga eğitmenleri benim için kırmızı çizgidir.

Yin yogaya başlarken nelere dikkat etmek gerekir?

Yin yoga bağ dokulara odaklanır artık 20 kere falan yazdım herhalde bunu. Bağ dokular su sever. Madem yin yoga da yapıyorsunuz, o zaman yeterince su içtiğinizden de emin olun.

Daha esnek olmam lazım diye hırs yapmayın. Asanaların içinde rahatlamayı öğrenmek daha önemli. Uzun vadede bu şekilde daha sürdürülebilir bir esnekliğiniz olur.

Rahat kıyafetler giyin, çeşit çeşit şekle gireceksiniz.

Hiç esnek değilseniz, yin yoga sizi zorlar ama iyi gelir. Sadece esnek insanlar yoga yapar yanılgısı çok acı. Esnek değilseniz yoga size daha da faydalı olacaktır. Yine de şunu eklemem lazım. Bir yoga dersine gittiğinizde etrafta çok fazla esnek insan olacak. Bir hobiye başlayınca ve hemen ilk baştan itibaren onu iyi yapabildiğini hissedince onu devam ettirmek daha kolay oluyor. O yüzden esnek insanlar yogaya daha kolay tutunuyor. Sonra da esnek olmayan insanlar için iş daha da zorlaşıyor. Siz o esneklere aldırmayın. Yoga yapabilmek için tek ihtiyacını olan yoga yapmayı istemek. Gerisi modifiye edilir.

Yin Yoga ile Hatha Yoga Karşılaştırması

Dinginlik Var Dinginlik Var

Mat üzerinde yapılan pratiklerin hedefi meditasyondur. Meditasyon için de dinginlik şarttır. Dinginlik de kabaca iki şekilde oluşabilir. Zihnin bilinçsiz hareketlerini durdurarak ya da zihni uyuşturarak. İlkinde çok güçlü bir irade ve zihin kontrolü gerekiyor ikincisinde ise yarı uyku hali. İki duruma da dışarıdan bakarsanız benzer görünür. İlki meditatif bir zihin halidir, ikinci değildir. İlkini yogada sattvik diye tanımlarız ikincisini tamasik diye.

Patanjali yoganın nihai hedefini samadhi diye adlandırır. Samadhi bir aşkınlık mutlak özgürlük ve huzur halidir. Ben bunun ne anlama geldiğini herkesin kendine göre tanımlaması gerektiğine inanıyorum. “Kendini bulmak” güzel bir tanım mesela. Hayatın iniş çıkışları ile azalıp artmayacak olan bir kendini bulmak. Bu oldukça yaygın ve güzel bir tanım.

Bu tanıma göre “kendin” gizli. Yani yogaya başladığın yerde “kendin” kayıp ya da saklı. Bu saklı olma, gizlilik hali yogaya terminolojisinde tamasik olarak tanımlanır. Tamasın ilacı, harekettir, ateştir. Eğer yoga terminolojisiyle konuşursak rajastır. rajas yani ateş ve hareket nihai hedef değildir. (tıpkı yoganın amacının el duruşu olmadığı gibi.) Nihai hedef rajasa göre çok daha dingin ve huzurlu bir yerdedir. Ama karanlıktan aydınlığa giden yolda harekete geçmek için rajasa ihtiyaç duyarız. Hatha yoga bu prensibe dayanarak akışı ve asanaları yoga pratiğine katar. (Hatha yoga, yin yoganın bakış açısına göre yang bir yogadır.)

“Hatha” kelimesi iki kök kelimenin birleşmesinden oluşur: “Ha” yani güneş, “tha” yani ay. Güneş aydınlıktır, sıcaktır, dönüştürücüdür yani yang sıfatlarla uyumludur. Ay ise soğuktur, karanlıktır, dinginleştiricidir. Yani yindir. Yani hatha yoganın bakış açısına göre hatha yoga yang değildir, yin ve yangın uyumudur, birleşimidir. Çünkü kedini bulma yolunda ilk önce karanlığı dağıtan ateşin enerjisine, aydınlığa ihtiyacın vardır. Ama bu da yeterli değildir. Karanlık dağılınca bulmaya çalıştığın “kendin” de görülebilir olur evet ama iş burada bitmiyor. Kendini bulmak demek “kendine” bakabilmek, sonra da ona bürünebilmek demek.

Biraz daha somut anlatmaya çalışayım. Kendimizi hayatta yapıp ettiklerimizle, kazandıklarımızla, biriktirdiklerimizle tanımlama alışkanlığı içindeyiz. Haliyle de kim olduğumuz, kendimiz dışındaki etkenlere dayanan bir şey haline geliyor. Meslek, kariyer, sosyal statü, maddi zenginlik, ölçülebilir başarı gibi şeylerin peşinden koşmak zorunda kalıyoruz. Bu başlı başına zor çünkü neyin peşinden koşmaya değer olduğunu biz kendimiz tanımlamıyoruz. İşin kötüsü neyin değerli olduğu da bizden bağımsız olarak zamanla değişebiliyor. Mesela artık takipçi sayısı diye bir sosyal statü var. Yepyeni bir değer, ve tüm dengeleri değiştiriyor.

Sahip olduğun her şeyin arkasında sen kimsin sorusuna verecek yeterince sağlam bir cevabımız yok genellikle. Bu soruya cevap olarak kişisel özelliklerimizi saymaya başlayabiliriz. Ben mesela sözüme çok sadık biriyimdir. Bu özelliğimle gurur duyarım. Ama bazen de bunun arkasında sözümden döndüğümde yaşadığım anksiyete krizleri yatar. Bali’de bir süre çok sıkıntılı bir patronum olmuştu. Manipülasyon becerileri muazzamdı. Elimden geleni yaptım ama zaman zaman kişisel sınırlarımı koruyamadım. Kendi ihtiyaçlarıma ve değerlerime ters düşen sözler verdim. Sonra bir gün bir aydınlanma yaşadım. Sonra gidip patronuma dedim ki “ben sana sözler verdim ama onları tutmayacağım”. İşte o zaman da kendimle gurur duydum. Demek ki en temel değerlerim bile tam da “kendim” değilmiş.

Yani kendini bulmak için önce kendim dediğin her şeyden vazgeçmeyi göze alabilmen gerekiyor. Yoga geleneği bunun ateşin dönüştürücü gücü olmadan mümkün olmadığını söyler. Yoga pratiğinde önce bir ateş yakarsın sonra da o ateşin içinde dingin bir şekilde durmayı öğrenirsin. Kendimi bulduğumda öyle bir Zeynep olurum ki, kimseye anlatamam, sıfatlara sığmaz. Ben bilirim ama. Kim ne derse desin, başıma ne gelirse gelsin sarsılmayacak bir kendim. Huzurunu, neşesini ve özgürlüğünü kimsenin benden alamadığı bir kendim… Yoga bu hale sattvik der. (Bu halin daha ilerisi de var ama o bu yazının konusu değil.) Yoga yaparak bu sattvik hale yaklaşmaya çalışırız.

Yin yoganın saklı olana, soğuk ve dinginlikle yaklaşması beni düşündürüyor. Acaba yoganın hedefine doğru ilerleyebiliyor mu gerçekten diye sorguluyorum. Yin yoga tamasik bir pratiktir demiyorum. Yin ve tamas arasında olduğu kadar yin ve sattva arasında da benzerlikler vardır. Benim sorguladığım nokta, yin yoganın pratikte ürettiği psikolojik yönelimin bazı kişilerde taması artırıp artırmayacağıdır.

Şunu asla reddetmiyorum: hatha yoga kendini bulmanın tek yolu değildir. Hem yogada hem de diğer ruhani geleneklerde bir sürü farklı yol vardır. Yin yoganın taoist yaklaşımla, yoganın tekniklerini harmanlayış şekli benim kafamda bir yerlerde bir boşluk bırakıyor.

Yin yoga savunucuları haklı olarak şunu söyleyebilir: Günümüz insanının temel problemi zaten aşırı hareket, aşırı üretkenlik ve aşırı uyarılmışlık. Böyle bir dünyada yin yoga taması artırmıyor, aksine aşırı rajası dengelemeye yardımcı oluyor olabilir. Bu itirazı oldukça makul buluyorum. Benim kafamdaki soru ise şu: Bu yaklaşım herkes için aynı sonucu doğuruyor mu?

Hatha yoga çok geniş bir yelpaze. Hatha yoga yapıyorum diyen biri, pratiğini kolaylıkla kendi anlık ihtiyaçlarına göre şekillendirebilir. Yin yoga için durum böyle değil. Yin yoga çok net bir stil. Mesela dövüş sporları gibi mücadeleci, aktif yani rajas enerjisiyle dolu aktivitlerle yaşayan insanlar için yin yoga ilaç gibi olabilir gerçekten. Ama bazıları için de ihtiyaçtan çok daha fazla dinginlik ve karanlık üreten pratikler olabilir.

Sonuç olarak zaten herkesin pratiğinin kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Zaten o yüzden tüm yogilerimler birebir çalışıyorum. Eğer merak ederseniz özel ders formatımı buradan inceleyebilirsiniz. Yin yoga için de benzer bir durum geçerli. Bana göre yin yoga bağ dokulara odaklanmak isteyenler için inanılmaz değerli bir yöntem. Spiritüel gelişim açısından ise onu merkez bir pratikten çok tamamlayıcı bir pratik olarak görüyorum.

Belki de doğru soru “Yin yoga iyi mi kötü mü?” değildir. Doğru soru şudur: “Benim bugün gerçekten neye ihtiyacım var?” Eğer yoga bizi kendimize yaklaştırıyorsa, cevap her zaman pratiğin içinde değil; pratiği yapan kişide saklıdır.

  1. https://www.pauliezink.com/ ↩︎
  2. https://paulgrilley.com/ ↩︎
  3. https://www.sarahandtypowers.com/ ↩︎
  4. https://yinyoga.com/ ↩︎
  5. https://en.wikipedia.org/wiki/Monkey_Kung_Fu ↩︎
  6. Grilley, P. (2020). Yin yoga: Prensipleri uygulaması (A. Somer, Çev.). Pingala. ↩︎
  7. Clark, B. (2007). YinSights: A journey into the philosophy & practice of yin yoga. BookSurge Publishing. ↩︎